(Kaynak : Security Affairs | Orjinal Makale | Yazan : Pierluigi Paganini  | Çeviri : Bilge Kaya )

Petrol ve gaz şirketleri önemli ölçüde siber atakların hedefi durumundalar. Her geçen gün siber suçlular, devlet destekli saldırganlar ve hacktivisitler enerji sektörünün alt yapı güvenliğini tehdit etmekte.

Dünya çapında petrol ve gaz şirketlerine yapılan siber casusuluk ve sabotaj saldırılarının sayısı düzenli olarak artmakta. Fikri mülkiyet hırsızlığı ve zararlı yazılımların sebep olduğu zararlar ile birlikte maddi kayıplar da büyümekte.

Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) üyesi petrol ve gaz şirketleri, kritik üretim süreçlerinin kontrolünde teknolojinin kullanımının yüksek seviyede olması nedeniyle siber ataklar karşısında çok savunmasız olduğu düşünülüyor.

Enerji sektöründe meydana gelmiş en bilindik zararlı yazılım olaylarından biri, petrol üreticisi Saudi Aramco’nun ağındaki yaklaşık 30.000 bilgisayara bulaşmış bir vürüs olan Shamoon isimli zararlı yazılım kaynaklıdır.

energy-industry

Güvenlik uzmanları, Shamoon zararlı yazılımının, İranlı siber birimler tarafından enerji sektörüne darbe vurmak için tasarlanmış bir siber silah olduğuna inanmaktadır.

Saudi Aramco, siber saldırı sonucu darbe almış olan tek enerji şirketi değildir. Katar RasGas da hackerlar tarafından saldırıya uğramıştır.

 

Bugünlerde Booz Allen Hamilton’da başkan yardımcısı olan, Birleşik Devletler eski milli istihbarat yöneticisi (Director of National Intelligence – DNI) McConnell şu açıklamayı yapmıştır:

“Büyük olasılıkla her büyük bilgisayar sistemi kendi içerisinde rakiplerce yerleştirilmiş bir zararlı yazılım barındırır.” “Dünyadaki petrol üretiminin büyük bir kısmı bu bölgede yapılmaktadır ve teknolojilerin amacı bu üretimi daha verimli hale getirmektir.” “Otomasyon seviyesini ve bilgi teknolojilerinin kullanımını arttırmak, sadece güvenlik zafiyetlerini arttırmaktadır.” “Dünyada 180’den fazla ulus var, bunların 150 ila 160 tanesinde zafiyetleri istismar kabiliyeti mevcut.” “Ulus devletler, tehdit düzeylerini anlamak için birbirlerinin açıklarını istismar ediyorlar. Çoğu kendi etki alanlarına ve etraflarındaki ülkelere bakıyorlar. Pakistanlılar, en çok Hintlilere ve Afganlılara saldırmakla ve onların zafiyetlerini istismar etmekle ilgileniyor.”

 

Kaspersky araştırmacıları, Temmuz ve Eylül ayları arasında Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki kullanıcıların %26.4 ünü etkileyen 1.2 milyon adet internet kaynaklı zararlı yazılım olayı tespit etmiştir.

Enerji altyaplarını korumak ortak bir problem. Bir nükleer santrale ya da rafineriye hasar verildiğini düşünelim, siber saldırıların çevre üzerinde ciddi etkileri olabilir.

Temmuz ayında US ICS-CERT, özellikle enerji sektöründe yer alan kontrol sistemlerini hedefleyen saldırılarda büyük bir artış olduğunu ortaya koyan bir rapor yayınladı.  CERT tarafından toplanan verilerde, saldırıların %53 (111)’ünün enerji sektörünü hedef aldığı ve genellikle kontrol sistemlerini vurduğu görülmektedir. Rapora göre, saldırganlar saldırıları gerçekleştirirken “watering hole” (sızdırma), SQL enjeksiyonu, “spear phishing” (nokta hedefli oltalama) gibi çok çeşitli teknikleri saldırılarına dahil etmişler.

ICS-CERT-Monitor-Report-Energy-sector

Anonymous bir ay önce, Batı’nın dünya kaynaklarına hakimiyetini protesto eden OpPetrol adını verdiği bir kampanya yürüttü. Hactivistler enerji sektörünü hedef aldılar ve petrol piyasasında para birimi olarak Amerikan dolarının kabul görmesini protesto ettiler, fakat saldırıların ciddi sonuçları olmadı.

Enerji sektörüne yönelik siber saldırıların bir çoğu fark edilemeyebilir. Bir çok olayda saldırganlar ilerideki saldırıları için uzun bir süre boyunca sadece kurbanlarını gözetleyerek değerli bilgiler toplayabilir. Enerji sektörünün ağlarına sızan zararlı yazılımlar fark edilmemek üzere tasarlanmıştır. Örneklerin bir çoğunda hedefin Orta Doğu’da faaliyet gösteren firmaların fikri mülkiyet haklarının çalınması ve bilgilerinin istismar edilmesi olduğu görülmektedir.

Çinli hackerlar, özellikle siber casusuluk profilinde, enerji sektörünün karşı karşıya olduğu en ısrarlı ve tehlikeli tehdit.

Kaspersky tarafından hazırlanan rapora göre hedefli saldırılar bir firmayı 2.4 milyon dolara varan zararlara uğratabilmekte. Bu korkutucu seneryoya rağmen şirketler hala güvenlik önlemlerini azaltılması gereken bir maliyet olarak düşünmekteler. Conell, bir firmanın IT bütçesinin en az  %5 ila %10’unu siber güvenlik önlemlerine ayırması gerektiğini belirtmiştir.

“Yerel tehditler – genellikle zararlı yazılımın USB, CD ve DVD’ler aracılığyla yayılmasını sağlayan çevrimdışı metodlar – Birleşik Arap Emirliklerindeki bilgisayarların %40’tan fazlasını etkilemiş, 17.4 milyon zararlı yazılım olayına neden olmuştur.”

 

Rusya, ABD ve İngiltere dünyadaki en güçlü siber sistemlere sahip ülkeler fakat bu ülkelerin hükümetleri siber saldırılara ilişkin risklerin ve enerji sektörünün kritik altyapılarına daha çok yatırım yaparak korunması gerektiğinin farkındalar.

BP, Siber savaş karşısında kişisel cihazları kilitliyor

BP’den ayrılmak üzere olan CIO Dana Deasy, siber tehdidin “akıl almaz derecede gerçek” olduğunu belirtti.
(Çeviri : Bilge Kaya | Kaynak: Derek du Preez | Computerworld UK )

Bugünlerde petrol devi BP, siber saldırı tehditlerinin artmasının doğrudan bir sonucu olarak çalışanların esnekliği kaybolmadan kişisel bilgisayarlarını nasıl koruma altına alacağı konusunda büyük bir “iç müzakere” yapıyor. Bu hafta Barcelona’da düzenlenen Gartner Sempozyumu’nda konuşan Dana Deasy, dünya çapında gerçekleştirilen siber saldırıların %40’ının enerji sektörünü hedef aldığını ve durumun gün geçtikçe daha da kötüye gittiğini söyledi.

Deasy, “Gerçek zamanlı olarak kendimizi bütünüyle yenilediğimizi düşünelim – kötü adamları dışarıda tutmak istediğiniz bir dünyaya doğru ilerlerken, kötü adamlar içeriye girerse ne olur ve oyun planları nedir? Neredeyse organizasyonunuzu savaş sanatı ile ilgili düşünmek üzerine kurmak zorundasınız çünkü farklı bir dünyada farklı bir düşmanın üstesinden gelmeye çalışıyorsunuz.”

Deasy, karşı karşıya kaldıkları tehditlerin “akıl almaz derecede gerçek” olduğunu belirterek, saldırıların hem organize suç örgütlerinden hem de devlet destekli kaynaklardan geldiğini, ancak bunlardan ikincisinin – yani devlet destekli saldırıların – gerçekten endişe verici olduğunu söyledi.

Deasy: “Asıl endişe verici olan devlet destekli saldırılardır, çünkü devletler doğaları gereği size bugün ya da yarın zarar vermekle ilgilenmezler, size gelecekte bir gün zarar verebilecekleri ihtimaliyle ilgilenirler. Orada olduklarını bilmenizi bile istemezler

“İnanılmaz ölçüde iyi organize olmuş ve oldukça sofistike – onlarca, binlerce – düşmanla mücadele ediyorsunuz ve her zaman arkalarında neyin olduğunu anlayamayabiliyorsunuz.”

Fakat Deasy, tüm bunların BP’nin “büyük düşünce” anlayışını değiştirmediğini ve inovasyonunu durdurmadığını, sadece kişisel cihazların sıkıca korunması konusunun iç tartışmaya yol açtığını üstüne basarak belirtti.

“Başka seçeneğimiz yok fakat kişisel bilgisayarların ortaya çıktığı dönem düşünüldüğünde insanların bilgisayarlarıyla yapabileceklerini kısıtlamak biraz ironik. Zaten ortaya çıkış amacı kişisel olmasıydı.”

“Kişisel bilgisayarları koruma altına alarak esnekliği ortadan kaldırıyorsunuz. Mesele insanların işlerini yapmaları için gereken esneklik ve özgürlük ile şirketinizi korumak arasındaki inanılmaz zor dengeyi sağlamak. Bu her gün üzerinde çalışmak zorunda olduğumuz bir şey.”

Son olarak Deasy, BP’deki döneminde siber risk yönetimine gün geçtikçe daha çok odaklandıklarını, mesaisinin %20’sini ciddi bir krizin olası sonuçlarını değerlendirmeye ayırdığını söyledi.

“Eğer altı yıl önce bana risk ve kriz yönetimine endişelenmek için harcayacağım zamanı sorsaydınız, size yıllık masa başı çalışmaları, çeyreklik risk değerlendirmeleri ve belki de ekibinizle biraz zorlanmak olarak ifade ederdim.”

“Günümüzde risk yönetimi ajandanızın büyük bir parçasını oluşturuyor, bugün vaktimin %20’sini bir takım risklerle mücadele etmeye çalışarak geçiriyorum – hükümet tartışmalarında, yönetim kurulu tartışmalarında, üst düzey yönetici tartışmalarında, takım içi tartışmalarda sürekli hangi kriz yönetiminin nasıl olacağı, felaket yönetiminin nasıl yapılacağı ve bu bilinmeyen dünyada nasıl oynanacağı üzerinde çalışıyoruz.

Deasy, kısa bir zaman önce BP’den ayrılacağını ve yine CIO olarak JP Morgan’a katılacağı, boşalan CIO koltuğuna ise hali hazırda BP’de Rafine ve Pazarlama birimi başkan yardımcısı olan Mike Gibbs’in getirileceği açıklanmıştı.